CUMHURİYET HALK PARTİSİ
MİTİNG ALANINDAKİ ÖĞRENCİLER, MECLİS GÜNDEMİNDE
Kategori: Haber Arşivi, Basın Odası Haber / Tagler: ÖĞRENCİLER
17.3.2017

-MİTİNG ALANINDAKİ ÖĞRENCİLER, MECLİS GÜNDEMİNDE

-CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ENGİN ALTAY:

“ÖĞRENCİLERİN, MİTİNG ALANINDA, ÜNİFORMALARIYLA, OKUL TABELALARI

ALTINDA TOPLANMASI, EVET KAMPANYASINA AÇIK BİR ŞEKİLDE DAHİL EDİLMESİ,

MUZ CUMHURİYETLERİNDE BİLE KARŞILAŞILMAYACAK DURUMDUR”

“ÇOCUKLARI SİYASETE ALET ETMEK, NE AHLAKA, NE VİCDANA, NE İNANCA SIĞAR”

 

Sakarya’ya dün referandum sürecinde bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingine, okul yöneticileri nezaretinde merkez ve çevre ilçelerden öğrencilerin getirilmesi, Meclis gündemine taşındı.

CHP Grup Başkanvekili, Sinop Milletvekili Engin Altay, bugün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Sakarya’da öğrencilerin miting alanına taşınmasını sert sözlerle eleştirdi.

Altay, “Öğrencilerin, miting alanında, üniformalarıyla, okul tabelaları altında toplanması, Evet kampanyasına açık bir şekilde dahil edilmesi, Muz Cumhuriyetlerinde bile karşılaşılmayacak durumdur. Çocukları siyasete alet etmek ne ahlaka, ne vicdana, ne inanca sığar” dedi.

Sakarya’da okul önlerinde miting alanına götürülmek üzere toplanan öğrencilerin ve alanda okul isimleri önünde yağmur altında bekletilen üniformalı çocukların fotoğraflarını basın mensuplarıyla paylaşan Engin Altay, özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

“Türkiye'de uzun yıllardır çocuk istismarı konusu, toplum vicdanını kanatan bir yaradır. Son zamanlarda çocuk istismarının başka bir versiyonu, bir boyutunu siyaset eliyle daha da vahimi devlet eliyle yapıldığına tanık oluyoruz. Herşeyi tahmin ederdim ama devletin çocuk istismarı, devlet eliyle  devleti idare edenlerin çocuk istismarına kalkışması,… ne ahlaka ne vicdana ne de inançlara sığar.

Ülkemiz referanduma gidiyor. Milletimiz bir karar verecek. Bu karar, bütün siyaset kurumunun başının üstünde olması gereken bir karardır. Bu kararın herkes kendi penceresinden evet ya da hayır olmasıyla ilgili her türlü siyasi faaliyeti yapma hakkına da sahiptir. Ancak bu işe çocukları alet etmek, çocuklar üzerinden okulları buna alet etmek, ahlaki değildir, siyasi ahlaka, etiğe sığmaz.

“OKULA, CAMİYE, KIŞLAYA SİYASETİ SOKMAYIN. TOPLUMU BÖLER”

Hep söyledik, söyleyegeldik, yine söylüyoruz; ‘Okula, camiye, kışlaya ve adliyeye siyaset sokmayın. Bu, toplumu böler. Bu, bin yıllık kardeşliğe zarar verir’, dedik. AK Parti’nin, Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan başta olmak üzere neredeyse bütün yöneticilerinin okula, camiye, adliyeye ve kışlaya, siyaseti sokmak için her  türlü çaba ve gayret içinde olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu hırsı, bu kini de anlamış değiliz.

Dün Sayın Cumhurbaşkanı, Sakarya’da toplu açılış törenine katıldı. Güya devletin en üst makamı sıfatıyla, devletin ve milletin birliğini temsil eden makam sıfatıyla, devlet imkanlarıyla, devlet forsuyla Evet propagandası yaptı,  yüksek bir hırs, öfke ve ayrıştırıcı dille Sakarya Meydanında, esip gürledi. Esip gürlesin, bizim buna bir itirazımız olmaz. Onun takdiri, milletindir. Ama meydanları doldurmak için Sakarya’daki ortaokul ve lise öğrencilerinin, meydanlara zorunlu olarak götürülmesi, Sakarya kamuoyunu ve Türkiye kamuoyunu yaralamıştır.

“BU LİSE MÜDÜRÜ EĞİTİMCİ DEĞİL, ÇOBAN OLAMAZ”

Sakarya’da bir lise müdürü, sabah 8.30’da öğrencileri topluyor. Bu, orada çekilmiş bir fotoğraf. Öğrencilere söylediği şu; ‘Mitinge, imam hatip lisesinin köşesinde buluşarak gidilecek. Sınıf başkanları gidenlerin listesini yazacak ve kendisine getirecek. Ben, bu müdüre ne diyeyim; Bundan eğitimci değil, çoban olmaz. Çetin Turhan adlı yöneticiden, bırakın eğitim yöneticiliğini, çoban olmaz. Herkes, devletin kesesinden, milletin kesesinden maaş alan herkes, biraz da etik ve ahlaki davranmak mecburiyetindedir.

Bu kadar geniş çaplı bütün okulların miting alanına yönlendirilmesi, öğrencilerin miting alanında gördüğünüz gibi okul isimlerini yazarak, evet kampanyasına açık bir şekilde katılmaları, gerçekten muz cumhuriyetlerinde bile karşılaşılmayacak durumdur. Öğrencilerin okul üniformalarıyla miting alanında bir figüran gibi, amigo gibi, tezahüratçı gibi kullanılmaları, asla ve asla kabul edilemez.

 “EVET OYUNA KATKISI OLMAZ, ECZACILARIN İŞİNİ ARTIRIR”

Şimdi devlet forsuyla propaganda yapmak, bizim demokrasi tarihimizde ve geleneklerimizde yok. Devlet kesesinden ve devlet forsundan, devletin okullarını boşaltarak, meydan doldurmanın Evet oylarına bir katkısı da olmaz. Şuna katkısı olur; eczacıların ilaç satışları artar. Zira dün Sakarya’da yüzlerce çocuğumuz, gencimiz, saatlerce yağmur altında ıslatılmış ve ciddi hastalık riskiyle karşı karşıya bırakılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti gibi artık kurumsallaşmış, kökleşmiş, demokrasisi oturmaya başlamış bir ülkede bu tablolarla karşılaşılması devletin ne kadar ehliyetsiz, basiretsiz ve liyakatsiz kadroların elinde olduğunun açık örneğidir.

“YAVRULARIMIZI, OKULLARIMIZI ALET ETMEYİN!”

Tekrar bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum; Sayın Cumhurbaşkanı ne istiyorsan yap, ne istiyorsan söyle, yavrularımızı ve okullarımızı buna alet etme. Okula, camiye,  adliyeye, kışlaya siyaset sokma. Bu ülkeyi bölme. Bu ülkenin güzel insanlarını, bu ülkenin minik yavrularını şimdiden birbirleri arasında bir çatışmaya, kutuplaştırmaya götürecek ayrıştırıcı politika ve dil kullanma.”

“ÜÇ TANE OY UĞRUNA, ÜLKEMİZİN İTİBARINA HALEL GETİRİLDİ”

Basın toplantısında Hollanda ile diplomatik krizi de değerlendiren Engin Altay, “Dış politikada onur herşeyin üzerindedir. Onun için Hollanda yönetiminin Türkiye’ye ve aziz milletimize yönelik hasmane, onur kırıcı tutumuna karşı AK Parti’den daha yüksek bir refleks gösterdik. Ama bakanın uçağı oraya indirilmemişken, karayoluyla bir kadın bakanı Hollanda’ya sokmaya kalkmak, provokatörlüktür, bir tiyatrodur. Üç tane evet oyu uğruna Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ve uluslararası camiadaki itibarına halel getiren pis bir tiyatrodur” dedi.

Yurtdışı temsilciliklerinde propanganda yapılmayacağına ilişkin 2008 yılında çıkarılan yasaya da işaret eden Altay, “Yurtdışına bizim de milletvekillerimiz gittiler, sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiler. Onlar da gitsin. Ama konsolosluk binalarından, büyükelçilik balkonlarından hükümet üyelerinin AK Parti yetkililerinin yurtdışındaki vatandaşlarımıza propaganda yapması yasadışıdır” dedi.

Altay, bu yöndeki uygulamaları  Sakarya’da yaşanan tabloya benzeterek, “Büyükelçilik, konsolosluk binalarından vatandaşlarımıza proganda yapmak Recep Tayyip Erdoğan’ın Sakarya’da okulları kapatıp küçücük yavrularımızı, yağmur altında ıslak kedi gibi saatlerce bekleterek, propaganda yapmasıyla aynı ayıp niteliğindedir” diye konuştu.

“DEVLET FORSUYLA EVET KAMPANYASI, HAYIRCILARA SALONLAR KİLİTLİ"

Hayır kampanyası yürütmek isteyen siyasetçilerin önünün kesildiğini, yasaklara maruz kaldığını anlatan Altay, “Bir yandan Sakarya’da, miting meydanına çocukları zorla, derdest eder gibi getirip Evet propagandası dinletirken, en son Genel Başkan Yardımcımız Selin Sayek Böke’ye Boğaziçi Üniversitesinde öğrencilerle yapacağı buluşmaya izin verilmemesi, kampanyanın ne kadar adil koşullarda yapılıp yapılmadığıyla ilgili her kesimin derin endişeye sevk olmasına yol açmaktadır” değerlendirmesi yaptı.

 

Altay, özetle şunları söyledi:

“Birisi devlet forsuyla evet kampanyası yapacak, öte yandan hayır diyenlere salonlar kapatılacak, üniversitelerin konferans salonları kilitlenerek engelleme yapılacak. Böyle bir tutarsızlığı ve tutumu anlamak ve kabul etmek mümkün değil.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın örtülü ödenek ten Ocak ayında kullandığı tutar 163 milyon lira, Şubat ayında 282 milyon lira. Devlet kesesinden, devlet forsuyla siyaset yapmak, propaganda yapmak gariptir, ayıptır, günahtır. Sen devletin forsuyla, parasıyla il il gezip propaganda yapacaksın, öbürküne de bir halk eğitim salonunu açmayacaksın. Bir konferans salonunu açmayacaksın. Bu ne akla, ne vicdana, ne de ahlaka sığar.”

Bu habere ilk yorum yapan siz olun.

Yorum yazın